1956 yılında Ankara‘da doğan Prof. Dr. Osman Merih BÜYÜKDURA 1979 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü‘nden mezun oldu. 1981 yılında Ohio Devlet Üniversitesi‘nde Profesör Unvanı alan Büyükdura, 2 yıl öncesine kadar ODTÜ‘de Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktaydı.

Feza BÜYÜKDURA (EE, 80): Başka bir seviye adamı, Merih Büyükdura… Ankara Fen Lisesi ve ODTÜ’de ağabeyim Merih’in izinde yol alırken, onu, kendimi ve çevremdeki birçok kimseyi pek zeki ve akıllı sanırdım. Ancak, ağabeyim Merih’i Ohio State Üniversitesi’nde ziyaret ettiğimde, onun bizden tamamen başka ve yüksek seviyede biri olduğunu idrak etmiştim. Doktora tezine baktığımda ve üzerinde uğraşmakta olduğu bir kaç çalışmasını gördüğümde, onun akıl ve zekâ düzeyine hayran oldum. Onun kardeşi olmamdan hep gurur duydum. Çok derin bir özlem duygusuyla onu hep arayacağım.

Prof. Dr. Mahinur S. AKKAYA (CHEM, 84) – Prof. Dr. Engin Umut AKKAYA (CHEM, 83): Merih ile 80’li yılların ortasında Columbus’ta, doktora çalışmalarımız için gittiğimiz Ohio State Üniversitesi’ndeyken tanıştık. Kısa süre birlikte olmamıza rağmen, Engin de (sevgili kocam) ben de onu çok çok sevdik, o da bizi sevdi; keşke ABD’ye dönseydi de orada onunla daha uzun süre birlikte olabilseydik. On yıl gibi uzun bir aradan sonra biz ODTÜ’ye döndüğümüzde, özellikle de her ayın ilk Perşembe akşamlarında rektörlüğün düzenlediği ‘birlikte olalım’larda beraber olduk. Sevgili Petek ile de tanıştık. İyi ki birliktelerdi, çünkü onlarla geç saatlere kadar evlerinde olmak ne kadar güzeldi, coşkuluydu, ne çok şeyler konuşuldu -politika, felsefe, bilim-, dertleşildi ve ayrılırken hep zenginleşmiş eve dönüldü.

Bilimsel çalışmalardan söz ederken, ‘curiosity base’ çalışmaların onu en çok umutlandıran çalışmalar olduğunu anladığımızda Merih’e olan hayranlığımız daha da artmıştı.  Hem kendi evlerinde hem de ODTÜ’de lojmanda kalırlarken, Merih’in kütüphanesini içeren ayrı bir odası hep oldu, çok okuyordu. Ondan aldığım kitaplarından birisi –Social Biology- hala bendeydi, hastayken -o kitabın bende kalsın mı Merih- dedim. O da sevindiği belli olacak şekilde -kalsın- dedi, bana gülümsedi. Gülümsemesi sıcaktı, sevgi doluydu, bana çok şey anlattı. Sevgili Merih, herkes -seni tanıyan ve çok seven herkes- hele hele Yalın, seninle daha çok uzun yıllar birlikte olabilmeliydi, gerçeği kabullenmek çok zor. Dostluğunu, içtenliğini, pırıl pırıl zekânı, engin bilgi hazinesiyle dopdolu olduğunu hiç unutmayacağız. Seni tanımış olduğum için kendimi hep şanslı hissedeceğim. Hastalandığında içimiz çok ama çok acıdı.  Çevrendeki herkes için çok değerliydin. Sana olan sevgimiz ve saygımız bizler var oldukça hep sürecek, ama o harika zekânla geride bıraktığın değerli bilimsel çalışmaların ise sonsuza kadar bilimin hazinesinde var olacak, biz senden mahrum kalmış olsak bile.