Prof. Dr. Rüştü Yüce, 1939 yılı Simav doğumludur, ilk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamlayan Rüştü Yüce, tüm yaşamı boyunca sporu ve akademik çalışmaları kimliğinde bütünleştirmiştir. Ankara Koleji’nde başlayan basketbol çalışmaları, onu Ankara basketbolunun önderi Kolej takımının kaptanı ve simge ismi yapmıştır.

1957 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne girerek 1961’de Lisans, 1962’de Yüksek Lisans derecelerini almış; aynı yıl bu bölümün Ulaşım Laboratuvarında asistan olarak görevlendirilmiştir. 1963-1964 yıllarında Danimarka ve İngiltere’de araştırmacı mühendis olarak çalışmış, ODTÜ’ye dönüşünde ulaşım konusunda lisans dersleri vermeye başlamıştır.

1963 yılında Süheyla Yüce ile evlenen Rüştü Yüce, daha sonra başlamış olduğu doktora çalışmalarını bitirmek üzere 1966 yılında California Üniversitesi’ne (Berkeley) gitmiş, 1968-1970 yıllarında yedek subaylık görevini tamamlayarak Ekim 1972’de Doktora derecesini almıştır. Aralık 1972’de Yardımcı Doçent, Kasım 1977’de ise Doçent olmuştur. 1975-1981 yılları arasında ODTÜ’nün çeşitli kademelerinde idari görevler üstlenen Rüştü Yüce, Ekim 1981’de yeniden California Üniversitesi’ne giderek misafir öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. 1984 yılında Profesör olarak Gazi Üniversitesi İnşaat Bölüm Başkanlığı görevine atanan Rüştü Yüce, 1985-1993 yılları arasında ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanlığını üstlenmiştir.

1994 yılında yerel yönetim seçimlerinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olan Rüştü Yüce, ayrıca çeşitli dönemlerde Türk Eğilim Derneği Genel Başkanı, ODTÜ Mezunlar Derneği Başkanı, ODTÜ Spor Kulübü Başkanı, Türk Olimpiyat Komitesi Üyesi ve Basketbol Federasyonu Asbaşkanı olarak görevler üstlenmiştir. Bütün bu uğraşıları yanı sıra spora ilgisini hiçbir zaman yitirmeyen Rüştü Yüce (Baba Rüştü), aktif spor yaşamında milli basketbolcu olarak başarılarını sürdürmüş, daha sonra ise Milli takım çalıştırıcılığı görevini yapmış, bu arada Ankara’nın ODTÜ, Kolej, Şekerspor ve Yenişehir Basketbol takımlarını da çalıştırmıştır.

26 Eylül 1996 günü yitirdiğimiz Rüştü Yüce iki çocuk babasıydı. Prof. Dr. Rüştü Yüce, Mimarlık Fakültesi tarafından iki kez üst üste seçilerek dokuz yıla yaklaşan Dekanlık hizmeti vermiştir. Rüştü Yüce’nin anısı, onu tanıyan herkes gibi, ona beslenen derin sevgi yanı sıra, birçok insanlık değerinin simgesini taşıdığı için de çok önemlidir. İnsana, topluma, inandığı ilke ve kurumlara karşı görevlerini her şeyin üstünde tutmuş, yaşamını ve sonsuz enerjisini bir hizmet ve yardımseverliği ile ‘Baba Rüştü’ olarak tanınmıştı. Her zaman ve her durumda öğrenmeye, kendini yenilemeye özen göstermiş, akademik ve idari alanlardaki yetkinliğinin yanı sıra, sporculuğu ve sportmenliği ile onurlu ve alçakgönüllü kişiliğinin örneği ile Mimarlık Fakültesi’nde yönetimin en mükemmelini vermiştir. Bir idareci olarak, adanmışlığı, aydınlığı ve sonsuz demokrat yapısı, idealizmini ve saflığını her durumda etkilerden uzak tutmuş olması, bizler için günümüzün karmaşık ve zor koşullarında bir umut kaynağı oluşturmaktadır. Rüştü Yüce içimizde her zaman bir ışık olacaktır. Fakülte adına, Anma Etkinliklerini Düzenleme Kurulu Rüştü Yüce’yi yakından tanıyanlar onun alçakgönüllülüğünü, iyilikseverliğini, çalışkanlığını, ideallerini vurgulayacaklardır. Onun sporculuğuna, akademik yaşamına ve yönetici niteliğine yaşadığı dönemin özellikleri açısından da bakmak gerekiyor. Anadolu’nun bir ilçesinde başlayan ve Ankara kenti ile özdeşleşen, Cumhuriyet döneminin ve laik toplumun kurup yeşerttiği iki kurumun, Ankara Koleji ile Orta Doğu Teknik Üniversitesinin simgesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu, 1940’lı yılların ortasında başlayıp, 1990’lı yıllara uzanan bir öyküdür. Bu dönemde ‘bozkırda yeşil bir yuva’ olarak gelişmiş burada atılan adımlar ODTÜ’de gerçekten ‘bozkırda yeşil yuvayı yaratmıştır. Bu yuva hem yeşildir, hem de yeni bilginin, yeni insanın kaynağıdır.

1940 ve 1950’li yıllarda Ankara’nın kalbi Yenişehir’de atar. O dönemlerin çocukları için bir tarafında Ankara Koleji, diğer tarafında Atatürk Lisesi bulunan Sıhhiye-Kızılay ekseni sosyal yaşamı belirler. İki lisenin izcileri Kızılay’da borazan yarışı yapar, Ulus Sineması, Büyük Sinema ve Ankara Sineması’na gidilir. Basketbolda ise Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Moda gibi İstanbul takımları arasındaki yarışın benzeri Ankara’da Kolej ve Mülkiye salonlarında sürer. Yarış içinde Mehmet Ali Yalım’lı Harp Okulu; Orhan Girgin, Asfori Uğur, Cımbız Atila’lı Mülkiye; Erdal, İlker, Birol, İbrahim ve kaptan Baba Rüştülü Kolej vardır. Ankara kendini kanıtlamaktadır.

1960’Iarda kentin büyüme ekseni kaymıştır. Sıhhiye-Kızılay ekseni Kavaklıdere’ye doğru kayar, Ankara’nın yeni bilgi odağı da ODTÜ’ye. Yeni okul, gençlerin hayallerini süslemektedir. ODTÜ sanki doğal olarak gidilmesi gereken bir yer niteliği kazanmıştır. Rüştü Yüce artık ODTÜ’lüdür. Önce öğrenci, sonra akademisyen, sonra da yönetici olarak. Bu yaşamda kendini ve bir dönemin temsilini bulacak çok sayıda Ankaralı vardır. Yukarıda anılan mekânları ve olayları yaşamayanlar için Rüştü Yüce’yi değerlendirmek çok zordur. 1990’larda ise kent her yöne büyümüştür ve farklı siyasal süreçler kentte etkinlik göstermektedir. Rüştü Yüce’ye bu dönemde belediye başkan adaylığı önerilir. Önerinin hangi partiden geldiği önemli değildir, onun kişiliği herkes tarafından bilinmektedir; sporculuğu, yöneticiliği ve akademisyenliği. Bütün bunları teknokrasiye taşıyabileceği de bilinmektedir. Ancak onun temsil ettiği dönemin, Ankara’nın yüceldiği dönemin ayırdında olunamadığı için, o dönemin olayları ve mekânları yeterince değerlendirilemediği için, konu basit siyaset söyleminin dışına taşınamadığı, onun kişiliği etrafında toplanılması gereği anlaşılamadığı için Rüştü Yüce belediye başkanı olamadı. Kaybeden Ankara oldu. Bütün sevenlerin başı sağ olsun.

Rüştü Yüce, Mimarlık Fakültesi’nde arka arkaya üç dönem Dekanlık yaptı. Bu bir Dekanın görevde kalabileceği en uzun süredir. İlkinde atama ile gelmekle birlikte, Fakülte kendisinden bu görevi sürdürmesini büyük çoğunluk oylarıyla tekrar tekrar istedi. Rüştü Yüce başarılarla dolu yaşamının altıda birini, hem de en verimli dönemini Mimarlık Fakültesi’ne adadı. Rüştü Yüce bu süre boyunca Mimarlık Fakültesi’ne, değerini gün geçtikçe daha iyi kavradığımız sayısız kalıcı katkılarda bulundu. En önde, Fakülte’nin insan varlığına büyük değer verip onu anlamaya ve yüceltmeye çalıştı. Fakülte topluluğunun her kesimine, öğrenciler, Öğretim elemanları, yardımcı elemanların hepsine erişmeye özen gösterdi ve bu işgücünün daha verimli, daha etkin, daha mutlu olması için gayretli ve ısrarlı oldu. Onun döneminde her kademede çok sayıda akademik yükselmeler gerçekleştirildi. Özellikle genç öğretim elemanlarımıza hiçbir dönemde verilemediği kadar olanaklar tanındı; ‘Dekandan çok bizzat Rüştü Yüce’nin bireysel girişimleriyle, hem de o sıralardaki tüm yokluk ve zorluklara karşın, çok sayıda asistanımız yurt dışında doktora çalışmalarına gönderilebildi. Dönemin tüm katı ve baskıcı tutumlarına karşın, Rüştü Yüce Fakülte ‘de adaletine güvenilir, şeffaf ve katılımlı bir yönetimin yerleşmesini, özgür ve nitelikli bir akademik ortamın sürdürülmesini titizlikle korudu. Fakülte ‘ye yönelik baskı ve kısıtlamaları kimliğinin kalkanı ile savuşturmasını bildi. Sıkıntıların çoğunu bizlere hissettirmedi bile; ‘Babalığı, bize Mimarlık Fakültesi’nde hiçbir zaman olmadığı kadar baskın bir dönem yaşattı. En dar görüşlü anlayışların hüküm sürdüğü dönemlerde bile öğrenci kurullarımız Fakültemizde etkin oldular.

Rüştü Yüce Mimarlık öğrencilerini anlamaktan, onlarla doğrudan iletişim kurmaktan zevk duydu. Akademik içeriği anlama çabasında her yerde bizlerle mimar, plancı, tasarımcı oldu; jürileri izledi, sempozyumlara öncülük etti, dışarıda bizi bizden daha iyi temsil etti; Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nün geliştirilmesini ise bir özel ‘misyon’ edindi. Rüştü Yüce, Fakültemizde bundan böyle zor değiştirilebilir bir yönetim geleneği oluşturdu ve yerleştirdi. Mimarlık Fakültesi’nde hiçbir zaman olmadığı kadar katılımlı bir yönetim dönemi yaşandı. Fakülte içi bilgi akışı ve iletişim sistemleştirilip hız kazandırıldı. Rüştü Yüce, kendi kişiliği aracılığıyla Fakülte’nin kullandığı kaynaklan artırmakla kalmadı, bunların hakça dağıtımı için yöntemler geliştirdi. Görev ve sorumlulukların yaygınlaştırılmasını yönlendirdi; Bölüm Başkanlığı’nın doğrudan Yönelim Kurulu’na katılmaları geleneğini kurdu. Özel işlevli kurulların (bilgisayar, arşiv, çevre vb.) işletilmesi, yönetim ilke kararlarının kurumsallaştırması, bu kararların herkes tarafından izlenebilmesi, yıllık etkinlik (performans) raporlarında öğretim üyelerince dile getirilenlerin düzenli açıklanması onun yönetim anlayışının ürünleridir. Rüştü Yüce döneminde Mimarlık Fakültesi verimli, varlıklı ve saygın bir dönemini yaşadı. Bugün edinebilmiş olduğumuz ek bina, basım işliği donanımı ve özellikle bizi Türkiye’deki en yüksek standartlara sahip Mimarlık Fakültesi kılan bilgisayar stoku, onun daha iş başına gelirken gösterdiği kararlılıklarının sonuçlarıdır. Siyasal etkinlik fırsatını nerede bulabildiğinden bağımsız olarak Rüştü Yüce, öncelikle Mustafa Kemal’in savını ve düşünce sistemini özümsemiş olmasıyla tanımlanmalıdır. Onun üstün kişisel yetenekleri, Özverili çalışkanlığı ve hepsinin ötesinde sahip olduğu tüm bilgi ve enerjisini ibadet edercesine toplum yararına hizmete sokma azmi bizlere bıraktığı en değerli öğretişidir, yadigârıdır.